vektör nedir?
vektör yönetimi pixel dışında farklı bir grafik çizme yöntemidir. vektör matematiksel eğrilerdir. vektörel çizimler yüksek kalitede baskı edilmesini sağlamaktadır.
4 farkı nokta düşünün ve araları çizgiyle birleştirilmiş. işte size bir kare. ve noktayı değiştirdiğiniz, taşıdığınız şekli alır. pixelleşme, yani halk arasındaki tabirle kenarlar fayans görünümünde olmaz.
peki pixel nedir?
kücük noktalardır. en küçük noktadır. bu noktalar birleştirilerek resimler, grafikler elde edilir. sabittir. resmi yada grafiği büyütmek istediğinizde görüntü bozulur. çirkin olur. o yüzden pixel formatta çalışırken, hangi boyutta hazırlık yapmanız gerektiğini bilmelisiniz.
“dpi” nedir ve nasıl çalışır?
“dpi”, grafiklerin netlik ve kalite ölçümünde kullanılan bir yoldur. “dpi” sayısı arttıkça, resmi oluşturmak için daha çok “dot” kullanılıyor demektir. ve bu resmin daha detaylı ve kaliteli basılmasını sağlamaktadır. ayrıca pixel sayısının artması, dosya boyutunun artmasına sebep olmaktadır.
düşük: 72 dpi
orta: 200 dpi
yüksek: 600dpi
olarakta numaralandırabiliriz.
ne de iyi yaparız.
tasarım işi ile uğraşıyorsanız ve müşterilerinizle problemleriniz varsa bu yazıyı okuyun derim. 10 madde var ve inanın hemen hemen hepsini yaşamışsınızdır.
alın size 10 madde…
mark w. lewis abi tasarımcılara en çok söylenen 10 yalanı paylaşmış. bu maddelerden en az bir yada bir kaçı eminizki başınıza gelmiştir.
özellikle freelance işlere yeni başlayanlar bu maddeleri çok dikkatli okusunlar çünkü sürekli karşılarına çıkacak!.
bakalım neymiş bu 10 büyük yalan.
1- bunu bizim için ucuza yada ücretsiz yap, bir dahakinde telafi edelim!
saygın hiç bir iş sahibi, daha sonra ödenmek üzere yada ücretsiz olarak emeğini ve zamanını vermez.
bir tesisat ustasına “bu seferlik lavaboyu bedava ver ve yerine monte et, bir dahaki lavabo ihtiyacımızda telafi ederiz!” dediğinizi hayal edebiliyoırmusunuz ?
bu tip müşteriler muhtemel bir sonraki işte zaten sizi aramayacaklardır.
tasarıma yeni merak salmış arkadaşların, daha yolun başında olan arkadaşlara söylediğim bir laftır. “taklit et”…
etki geliştir kendini. göz bu şekilde aşinalık kazanır, pratiklik kazanır, renkler kavranır.
etki, tepsin.
ama sonra, acele etmemek lazım.
en basit örnekle ifade etmek istersem;
bir sitenin menüsü bile can damarıdır, nereye, nasıl yerleştirmek değil. kullanıcı nasıl ve nerede daha kolay kullanım sağlar düşünülmelidir.
bunun yüzlerce menü düzenini inceleyerek, taklit ederek öğrenebilirsiniz.
bunu birde şu sebeple söylüyorum aslında.
yeni başlayan arkadaşların bir çoğunun gördüğü tasarımların, beğendiği işlerin yanında sönük grafikler çıkarmasındaki şikayetlerden. yani “neden yapamıyorum” sorusunu kendilerine sormalarından.
kendinizi geliştirmelisiniz sevgili arkadaşlar. bunun için taklit etmelisiniz.
varolan hazır şablonları düzenlemelisiniz. inatçı olmalısınız bu konuda.
sonra zaten bir gün bir bakmışsınız, zaten işi tamamen siz çıkarmışsınız.
bir de, bir de bu yazı kesinlikle direk tasarımcı olarak doğanlar için değil, sonradan hevesle olmak isteyenler içindir. orta not olsun bu da.
ve evet tasarımcı olunmaz, doğulur. sınırları zorlamamakta gerekir. ama içinizdeki dahi’yi de test ederek çıkarabilirsiniz.
ufkunuz geniş olsun.
gönüller ferah.
gözü artık aşmış tasarımcılar bu konuda fazla zorlanmazlar. kafalarında birden fazla rengi harmayanlayıp, doğru renkleri bulmada neredeyse mükemmeldirler. ki zaten hayranlıkla izleyip beğendiğimiz bir çok tasarım öğesi bu insan kişilerinden fışkırmıştır.
elbette tebrik ediyoruz.
ama benim esas bahsetmek istediğim ise o renkleri bulmakta zorlanan arkadaşlara önereceğim bir kitaptır. yani The Big Book of Color in Design ‘dan bahsediyorum.

kitap içerisinde hem başarılı tasarım örnekleri var hemde kullandığınız renklerin cmyk baskılı örnekleri var.
şiddetle, istekle ve kesinlikle öneriyorum.
dikkate alınız, kırmayınız beni.
hemen 23,10 usd’ye temin etmek istiyorum diyen arkadaşları ise buraya davet ediyoruz.
david e. carter abiyede emeği için teşekkür ediyoruz.
öperiz.
merhaba dünya.
merhaba uçan kuş, selam dağdaki serçe, günaydın sevil teyze, günaydın herkese.
açtım efendim, açtım nihayet. simto sağolsun, baskısı işe yaradı. teşekkürlerimizi uçuruyoruz buradan, kucak dolusu.
öncelikle bir şey söylemek istiyorum sevgili okur, türkçe’ye çok dikkat eden biriyim esasında. belki abartılacak kadar, ama kendi kişisel sayfamda biraz taviz verip cümle başı büyük harfleri kullanmıyorum. yok yok hayır shift ve caps tuşum kırılmadı, kendi tercihim, saygı duyduğun için teşekkür ederim.
çok incesin.
bu blog’ta kendimle ilgili, işlerimle ilgili, grafikle ilgili, çok bilgili, serdar bilgili.
öyle işte.
öperim sizi.